İnstagram Havadisleri

Komidindeki Kitap

Beyaz Perdem

7 Şubat 2015

Duraktaki Kadın

Gidilecek yol uzun, otobüs ise rötarlı... Aralık ortasında olmamıza rağmen, havada gökten boşalan bir sağanak vardı. Montuma sıkıca sarınmış, donmadan otobüsü beklemeye çabalarken, hemen yanımdaki dalgın bakışlar çekti dikkatimi. Belli etmemeye çalışarak yüzüne baktım kadının. Gözlerindeki ifadesizlik, duruşuna bile yansımıştı. O kadar sabitti ki nefes bile almıyor sanırdınız. Ne geçiriyordu aklından? “…veya bir şey geçiyor mu ki?” diye düşündüm alaycı bir ses çıkararak. Sesi duymuş olacak ki tam da o anda gözleri bana doğru çevrildi. Utancımdan, hızla kaçırdım gözlerimi ve ayaklarıma diktim. Yerdeki su birikintisinin içine gömülmeye çalışır gibi, eşeleyip duruyordum ayağımla. “Bu adam beni küçümsüyor mu?” diye geçirmişti içinden belki de. Ya da belki de bir sapık olduğumu sanmıştı! Göz ucuyla bakmaya çalışırken, dehşete düşmüş bir çift göz görmeyi bekliyordum. Fakat bakışlarımı ona çevirebilince şaşırdım. Sanki izlendiğini hiç görmemiş gibi, dalgınca karşı şeritteki otobüs durağına bakmaya devam ediyordu. “Bir sıkıntısı mı var acaba?” diye merak ettim.

Genç bir hanımdı, belki de üniversite öğrencisiydi. Dersleri miydi canını sıkan? Üzerindekilere daha dikkatlice baktım. Kemerinden sıkıca bağlı pardösüsü altından, beyaz gömleğinin yakaları ve siyah eteğinin pilileri gözüküyordu. Bacaklarında naylon çorap, ayaklarındaysa havaya pek de uygun olmayan, elinde tuttuğu çantayla aynı renk topuklular vardı. Öğrenciden ziyade tam bir işkadını gibi gözüküyordu aslında. İş görüşmesinden mi geliyordu? Beklediği gibi geçmemişti belki de, ondan olabilirdi bu durgunluğu.

Sessizliği, güzel yüzünü gölgeleyerek, üzgün olduğunu düşündürüyordu insana. Sevgilisinden mi ayrılmıştı? Kumral saçlarını açık bırakarak omuzlarına dökmüştü; gözleriyle aynı tondaydı. Nasıl başarıyordu acaba duygularını gözlerinin ardına saklamayı? Belki de sevgilisi, bu karamel küpü gözlerden hiçbir şey okuyamadığı için bunalmıştı ve o yüzden ayrılmışlardı. “İyi de neden böyle düşünüyorum ki?” Kim bu zarif duruşlu kadını terk etmek istesindi… Sebep başka bir şey olmalıydı. Belki de bir yakını hastaydı. Hatta belki de üzgün bile değildi! Belki sadece sakin birisiydi, belki beklemekten sıkılmıştı, belki aklından akşam yapacağı yemeği planlıyordu, hatta belki de gözleri görmüyordu!

İyice sabırsızlanmaya, merak etmeye başlamıştım. Kadının bu sessizliğinin, beni yavaşça cezbetmeye başladığını hissediyordum. Aklının içinde de bu kadar sessiz olup olmadığını öğrenme, onun hakkında daha fazla şey bilme isteği kalbimi yerinden çıkaracak gibiydi. Derin bir nefes alarak kravatımı gevşettim. Yüzümü ona biraz daha dönebileceğim bir pozisyon seçerek, bir ayağım üzerindeki ağırlığımı diğerine aktardım. Aklım, onunla konuşmamı sağlayacak bahaneler bulmakla o kadar meşguldü ki, çantasının dışına taşmış evrakları neredeyse fark etmeyecektim. Birden, kağıdın üzerinde yarısı gözüken logo çekti dikkatimi. “Çalıştığım şirketin logosu bu!” Aynı işyerinde mi çalışıyorduk? Ama yüzünü hiç hatırlamıyordum. Böyle bir yüzü unutmuş olmam mümkün müydü?

Duraktaki ekrandan otobüsün yerine baktım; neredeyse gelmek üzereydi. Eğer merakımı gidermek istiyorsam onunla konuşmak zorundaydım ve bunun için de fazla zamanım kalmamıştı. Artık iyice ona doğru dönmüş, bakıyor olduğumu açıkça belli ediyordum. Tam ağzımı konuşmak için aralamışken, birden sabitliğini bozarak çantasını diğer eline geçirdi ve boşta kalan eliyle de saçlarını sol omuzunun üzerine doğru topladı. Saçlarını atarken başını sağa doğru çevirip bana bakmıştı. Şaşkınlık içerisinde boğazıma dizilen kelimelerle, bakışlarını geri çekmesini bekleyerek öylece kalakaldım. Gülümsedi. Nazik, sıcak, anlayışlı bir gülümsemeydi bu. Beni tanıyor olduğuna o an emin oldum. Birbirimize bakarken, arkamdan yaklaşan otobüsün sesini duyabiliyordum. “Hangi otobüse bineceksin?” diye sordum aceleyle. Sesim sanki maratondan yeni çıkmışım gibi nefes nefese kalmış bir haldeydi. Gülümsemeye devam ederek “Görüşürüz.” dedi. O, önümüzde duran otobüse binmek için ilerlerken, hayatımdaki en büyük fırsatı kaçırdığım hissine kapılmıştım. Otobüsün kapıları kapandı ve yavaşça hareket etmeye başladı. Tam o anda ani bir karar vererek otobüsün arkasından koşmaya başladım. Binmem için yavaşlayıp kapılarını tekrar açan otobüse atlarken aklımda bir ton soru vardı: “Onu neden hatırlamıyorum? Beni nereden tanıyor? Neden o kadar ifadesizdi? Aklından neler geçiyor?” Aklımdaki onca soruyla, otobüsün koridorunda, bana doğru çevrilmiş şaşkın ve heyecanlı bakışlara doğru ilerlemeye başladım.
Shima_12.01.2015

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Olmak istediğim yer, olmak zorunda olmadığım yer....

Olmak istediğim yer, olmak zorunda olmadığım yer....
olmak zorunda olmadığım yer....

İzleyiciler