İnstagram Havadisleri

Komidindeki Kitap

Beyaz Perdem

7 Şubat 2015

Dünü Hatırlamayan Adam

Sıkıntıdan patlıyordu. Günlerden cumartesiydi ve onu kimse aramamıştı. Yalnızdı. Öğle üzeri evden istemeyerek çıktı. Nereye gideceğini bilmeden yine düştü yollara. Bakırköy’e gitmeye karar verdi sonra. Otobüse bindi. Umutsuzdu. Günün ne getireceğini bilmiyordu, belirsizlik tüm zihnini kaplamıştı. İşsizdi. Mevsimlerden yazdı. Şehir boşalmış, insanlar gönlüne göre bir tatil beldesi seçmiş ve çok sevdikleri, bir o kadar da nefret ettikleri İstanbul’u bir başına bırakmışlardı.

Bulduğu boş bir koltuğa yerleşti. Otobüs bile normalde olduğu kadar kalabalık değildi. Bu ona kendini daha da yalnız hissettiriyordu. Camın ardındaki kuru bina yığınlarını seyrettikçe içi daha çok bunalmıştı. Ani bir kararla otobüsten indi ve hızla, gerisin geri yürümeye başladı. Ayaklarının onu nereye götürmeye çalıştığını kendisi de bilmiyordu. Sabah cebinde bulduğu notu çıkardı. Üzerinde bir numara vardı. O notun eline nasıl geçtiğine dair hiçbir fikri yoktu.

Sahil kenarına ulaştığı zaman durdu ve bir banka oturdu. Kararsız bir şekilde cebindeki telefonu çıkararak, numarayı aradı. Çok geçmeden karşıdan bir kadın sesi duyuldu.

“Alo?” Ne diyeceğini bilemez halde suskun kaldı. Bu, tanıdığı bir ses değildi.

“Numaranızı cebimde buldum. Fakat kim olduğunuza dair hiçbir fikrim yok.”

“Ah, sensin.” Güldü. “Dün ben vermiştim o kâğıdı hatırlamıyor musun? Sanırım fazla içmiş olmalıyız.” Tekrar güldü.

“Dün sizinle mi buluştum?”

“Ah, hayır. İkimizin de fazlasıyla melankolik takıldığı bir gündü dün. Kendimi kaybetmiş bir şekilde içiyordum ve yanıma yaklaştın. Dertleştik biraz. Sonra konuşmaya devam etmek istediğim için numaramı verdim ama pek istememiş gibiydin. Arayacağını düşünmemiştim. Sevindim.” Adamın aklı iyice karışmıştı. Dün öyle bir karşılaşmaya dair hiçbir şey yoktu zihninde.

“Tamam, teşekkür ederim fakat bir şey hatırlamıyorum. İyi günler.”

“Dur dur, kapatma! Şu an neredesin? Oraya geleceğim. Sakın bir yere gitme.”

Yerini tarif ettikten sonra telefonu kapattı. Ortada neler döndüğünü anlamıyordu fakat başından beri içini sıkan şeyin bu olduğunu düşünmeye başlamıştı. İçinde, çok önemli bir şeyleri kaybetmiş gibi hissediyordu.

Yarım saat kadar bankta oturarak etrafındaki akıp giden hayatı izledi. Boğaza oltalarını salmış, balık tutanlardan, sarmaş dolaş dolanan âşık çiftlere kadar herkes vardı burada. Şehrin kasvetinden uzaklaşıp sakinleşebildiği tek yer burasıydı İstanbul’da.

“Merhaba.” Başını çevirdiğinde gülümseyen, hoş bir kadınla göz göze geldi. “Yüzümü hatırlayabildin mi?” diyerek banka, yanına oturdu.

Sanki ne kadar uzun bakarsa hatırlama ihtimali o kadar artacakmış gibi, uzunca bir süre baktı kadının yüzüne. Ne kadar çabalasa da tanıdık gelmiyordu. Onu kandırmaya mı çalışıyordu yoksa? Tetikte olmalıydı. Çünkü kadının amacı buysa eğer, hiç renk vermeden, oldukça başarılı bir şekilde gerçekleştiriyordu.

Kadın dün olanları anlattıktan sonra adama kendisini nasıl hissettiğini, gün boyu neler yaptığını sordu. Adamla konuşabilmek için başka konular açmaya çalışıyordu. Kadın konuştukça, adam da onun güleç yüzüne giderek daha çok alışmaya, ısınmaya başlıyordu.

O bankta akşam oluncaya kadar konuştular ve sonra kadın gitmesi gerektiğini söyledi.

“Yarın da boşum, buluşmak ister misin? Gerçekten keyifli bir sohbetti, iletişimde kalmayı isterim. Uzun zamandır böylesine çok konuşmamıştım.” dedi adam.

Kadın gülerek kabul etti ve bir kâğıda bir adres yazarak adama uzattı. “Burada buluşalım o zaman. Numaramı telefonuna kaydetmeyi unutma. Bu adrese vardığında beni ararsın.” diyerek adamla vedalaşıp, oradan ayrıldı.

Adam, eve hemen dönmek istemiyordu. Keyfi yerine gelmiş bir şekilde sahil boyunca yürüdü. İçinde, sabahki sıkıntısından eser yoktu. Saat iyice ilerlemiş, yaz olmasına rağmen boğazdan gelen esinti onu üşütmeye başlamıştı. Evi sahile çok yakın olmasa da, oraya kadar yürüdü. İçeri girdiğinde kendini artık çok yorgun hissediyordu. Odasına geçip kendini yatağa attığı anda uykuya daldı.


Yatağının içinde doğrulmuş oturuyordu adam. Günlerden pazar, mevsimlerden yazdı. İçinde, kafasını karıştıran, yine de onu mutlu eden bir his vardı. Cebinde bulduğu nota bakıyordu. Üzerinde bir adres vardı. O notun eline nasıl geçtiğine dair hiçbir fikri yoktu.

Shima_16.01.2015 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Olmak istediğim yer, olmak zorunda olmadığım yer....

Olmak istediğim yer, olmak zorunda olmadığım yer....
olmak zorunda olmadığım yer....

İzleyiciler