İnstagram Havadisleri

Komidindeki Kitap

Beyaz Perdem

8 Kasım 2012

Düşünen, Duyarlı İnsan Yaratma Sürecinde "Sanat"

4 Ekim 2012 tarihli "Kamusal Eğitim Sempozyumu"nda, Prof. Dr. Sedat Sever'in oturum başkanlığını yaptığı, konuşmacı olarak da Gülten Dayıoğlu ile Gülsüm Cengiz'in bulunduğu "Düşünen, Duyarlı İnsan Yaratma Sürecinde Sanat" adlı panelde aldığım notlar üzerinden oluşturduğum bir yazım bu. Kendisi aynı zamanda Yaratıcılık ve Geliştirilmesi dersimizin ödevi olmaktaydı; başka bir işe de yarasın dedim ve eğitimde sanatla ilgili bu yazıyı okuyanlarla da paylaşmak istedim.

Düşünen, Duyarlı İnsan Yaratma Sürecinde "Sanat"
Her sanatsal ve bilimsel öğe, alımlayıcısına, okuruna, bir duyma ve düşünme sorumluluğu verir. Sanatsal iletilerin alınması, ancak, alımlayıcısından da dönüt aldığında ortak bir anlama paydasına dönüşür.

Eğitim-öğretim sürecinde her türden sanatla iç içe yaşamış olan çocuk, duyarlı, sorumluluk sahibi, kendisi ve insanlık adına olabilecek en iyi yaşam biçimini belirleyebilecek yapıdadır. Çünkü sanat, kişinin; bilimsel, ruhsal, bedensel, duygusal, tüm varlığını benimseyerek sürekli devinim içinde olmasını sağlamaktadır. Sanat, içimizde umut tohumları oluşmasını sağlar. Umut, hayatı olumlu/olumsuz, her koşulda yaşanabilir kılar. Başka bir deyişle yaşamın zorlukları karşısında yıkıma kapılmadan, baş edebilme gücü geliştirmemize yardımcı olur.

Sanatın; (ister resim olsun, ister müzik, ister tiyatro, isterse de -özellikle- edebiyat) insanın oluşmasında, dönüşmesinde çok önemli bir yeri vardır. Çocuk ve gençlik edebiyatının, özellikle hayatın ilk dönemleri olan okul öncesi dönemde ve okuma sürecinin başladığı ilköğretim dönemlerinde, çok önemli bir yeri vardır. Çünkü çocuk okuma-yazmayla, en başta hayatı tanır. Çocuk edebiyatı çocuğa okumayı sevdirir, kendi anadilinin zenginliklerini öğretir. Asıl önemlisi de çocuk kendini hikayedeki kahramanların yerine koyar; üzülür, sevinir ve heyecanlanır, yani empati yapmayı öğrenir. Empati yapmayı öğrenen insanlar, karşısındaki insanları anlayabilen bireylerdir. Anlayan insan da ayrımcılık hastalığından kurtulur. Kendisini başkasının yerine koyabilen, onun koşullarını anlayabilen insanlar olmalarını sağlayarak, çocuğa, ‘biz’ duygusunu öğretir. Çocuk böylece, birlikte hareket etmeyi öğrenir. Edebiyatla, tiyatroyla, başka dünyaları, başka insanları tanır ve anlar. Tanıyan, anlayan insan da ön yargılardan kurtulmuş, kendi düşüncesini edinmiş, hayata eleştirel gözle bakabilen özgür insandır. Özgür bir toplumu oluşturacak olan özgür insanlar da belli sistemlerden, ön yargılardan özgürleşmiş insanlardır.

Çocuk edebiyatı denilince, yalnızca sözcükle oluşturulan edebiyat akla gelmemelidir. Çocuk edebiyatı rengin, çizginin ve sözcüklerin anlatımının estetik olarak kurgulandığı bir edebiyattır. Altı aylık çocuk, renk ve çizgiyle oluşturulan anlam evreninin öznesi kılınırsa, renk ve çizgiyle tanıştırılan çocuk duygu ve düşünce üretmeye başlarsa, sanatsal yetkinleşme süreci de başlamış olur.

Kavram gelişimi çok önemlidir. Düşünme aklın eğilimidir ve bu eğilimdeki temel değişken ise kavramdır. Kavramsal yönden yoksun insan, düşünmeyen insandır. Kavramsal yönden yoksun insan, daha sonra, düşünmeden yapan insan olacaktır. Demokratik toplumlarda düşünmeden yapan insanların sayısal oranı arttıkça, o toplumda demokratik ilkelerin yaşama geçme olasılığından söz edilebilir mi?

Yaratıcı demokratik bir kültürün oluşabilmesi için o toplumdaki kişilerin, bir düşünme yetisi kazanabilmesi, insan yaşamına yönelik bir duyarlılıkla eğilmesi gerekir. Düşünmenin edinilmediği, düşünmenin gelişmediği yerde, demokratik kültür gelişemez. Duyuların eğitilmesi demek, yalnızca bakmakla kalmayıp gören; işitmekle kalmayıp duyan; okumakla kalmayıp anlayan insan demektir. Düşüncenin eğitilmesi demek, kişinin kendi duygu ve düşünme birikimini, yaşamını yönetebilmesi demektir. O yüzden diyoruz ki, erken dönemden başlayarak, çocukların yaşam alanına, sanatsal uyaranların katılması gerekmektedir. Erken dönemden başlayarak, çocuklara sorumluluk verilmiyorsa, çocuğun birlik duygusunu geliştirmeye yönelik bir eğitim ortamı hazırlanmıyorsa, o çocuk demokratik toplumun etkin bir üyesi olamaz. Ama demokratik toplumlar "bireye" gereksinim duyarlar.

İnsanın insanlıktan çıktığı bu kanlı çağda
Demeyin sakın bunlar olağandır.
Demeyin ki, değişmez bilinmesin hiçbir şey
Alışılmışlığın altında haksızlığı arayın
Görün gündelik olanın arkasındaki yanlışı
Olağan sayılan her şeyden tedirgin olun
Kural içindeki kötüyü bulup çıkarın
Ve her görüldüğü yerde, kötünün
Çaresini bulun.(Bertold Brecht)

1 yorum:

  1. Merhabalar. Mimlendiniz ! İyi eğlenceler.
    http://all-about-books-n-books.blogspot.com/

    YanıtlaSil

Olmak istediğim yer, olmak zorunda olmadığım yer....

Olmak istediğim yer, olmak zorunda olmadığım yer....
olmak zorunda olmadığım yer....

İzleyiciler