İnstagram Havadisleri

Komidindeki Kitap

Beyaz Perdem

12 Temmuz 2012

Sema

Şems
Konya, Haziran 1246

Bid’atmış… “Küfür bu müzik” diyorlar. Yapmayın efendiler! Aşk ile icra edilen bir sanat nasıl küfür olur? Demeleri o ki Allah bize müziği vermiş, hem de yalnız ağızla ya da sazla yapılan müzik değil kastım, tüm evreni kuşatan o canım ezgileri vermiş, sonra da tutmuş dinlemeyi yasak etmiş, öyle mi? Görmüyorlar mı bütün doğa her an her yerde O’nu zikrediyor? Bu kâinatta ne varsa aynı temel ahenkle hareket ediyor: Kalp atışımız, havadaki kuşun kanat çırpışı, fırtınalı bir gecede kapıları yumruklayan yel, dağ pınarının çağlayışı, nalburun demire vuruşu, henüz doğmamış bebeğin rahimde dinlediği sesler… Her şey, hem de her şey, muhteşem ve tek bir nağmeyle hemavaz. Dervişlerin dönerken duydukları musiki bu ilahi zincirin bir halkasıdır. Nasıl ki her su damlası içinde okyanusları taşır, bizim semamız da içinde kâinatın sırlarını taşır.

Ayinden önce Rumi ile beraber tefekküre dalmak üzere sessiz bir odaya çekildik. Akşam semaya çıkacak altı derviş de bize katıldı. Beraberce abdest alıp, dua ettik. Sonra tennurelerimize bürünüp, elifî kuşaklarımızı kuşandık. Bal rengi sikke mezar taşımızdı,uzun beyaz tennure nefsimize biçtiğimiz kefen, hırka ise ölmeden evvel ölenin mezarı. “Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışı üzerine düşünürler…” Bizler hâl ehliyiz. Kalp ehliyiz. Aşk ehliyiz. Biz pergel gibiyiz. Bir ayağımız şeriat üste sabit, bir ayağımızla yetmiş iki milleti devrederiz.
Semahaneye geçmezden evvel Rumi’nin ağzından şunlar döküldü:
Beri gel, daha beri, daha beri,
Bu hır gür, bu savaş nereye kadar?
Sen bensin, ben senim işte…
Ne diye bu direnme?
Topumuz bir tek inciyiz,
Başımız da tek, aklımız da tek.
Hazırdık. Önce neyin iç çekişi geldi. Sonra Rumi semazenbaşı sıfatıyla meydana çıktı. Dervişler bir bir meydana girerken başları tevazuyla eğilmişti. Son beliren şeyh olmalıydı. Ne kadar direndiysem de Rumi bu vazifeyi bana vermekte ısrar etti.
Ney ile rebabın insanın içine işleyen sesine kudüm vuruşları eşlik etmeye başladı.
Dinle, bu ney nasıl şikayet ediyor, ayrılıkları nasıl anlatıyor:
Beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryadımdan
erkek, kadın herkes ağlayıp inledi.
İlk derviş semaya başladı, tennuresinin eteği inceden hışırdarken seyircilerin gözü önünde bu âlemden uzaklaştı. Derken hepimiz semaya katıldık. Vahdetten gayrısı kalmayana dek dönmeye durduk. Gökten ne aldıysak toprağa, Hak’tan ne aldıysak halka. Her birimiz Âşık ile Maşuk arasına ağ olduk. Musiki sonlanınca evrenin başat unsurlarına selâm durduk: Ateş, hava, toprak, su ve beşinci unsur, boşluk.

Elif Şafak – Aşk(sayfa:337)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Olmak istediğim yer, olmak zorunda olmadığım yer....

Olmak istediğim yer, olmak zorunda olmadığım yer....
olmak zorunda olmadığım yer....

İzleyiciler