İnstagram Havadisleri

Komidindeki Kitap

Beyaz Perdem

25 Temmuz 2012

Geri's Game

1997 yılında "En İyi Animasyon Kısa Film Ödülü"nü alan bu animasyonda, yaşlı bir adamın bir parkta kendi kendine satranç oynaması konu alınmış. Bu yaşlı amcamız aynı zamanda, kendini Toy Story 2 animasyonunun bir kısmında da gösteriyor. Senaryosu sıkmayan, keyifli, animasyon teknikleri açısından Pixar'dan beklenildiği gibi başarılı bir kısa film.

Tür: Animasyon, Kısa film
Süre: 4 dakika
Yönetmen/Senaryo: Jan Pinkava
Firma: Pixar Animation Studios
Ödüller: 7 ödül

Mutlu Ol! Bu Bir Emirdir.

Sinan çetin imzalı, Nebil Özgentürk'ün Türkiye'nin Hatıra Defteri belgeseli için yaptığı "yasaklar" üzerine bir kısa film. Türkiye'de radyolarda Türk müziğinin yasaklandığı yılları konu alan bir hikaye. Bir ülkenin kendi kültürüne getirilmeye çalışılan yasalakların ne kadar trajikomik olduğunu, başarılı ve nükteli bir şekilde aktarmış Sinan Çetin ve bu 5 dakikalık süre içerisinde de son noktayı koymuş: "İnsanların müziğine, kültürüne, yaşam tarzına yasaklar koyan siyasi otorite, hayatın karşısında daima tuhaf duruma düşmüştür." 
Yönetmen: Sinan Çetin
Görüntü Y.: Kamil Çetin
Senaryo: Sinan Çetin 

Cevizin Kabuğundaki Adam

Ey Cevizin Kabuğundaki Adam!
Senin beni anlaman mümkün değil.
Çünkü sen,Cevizin kabuklarının vurduğu sesten zevk alıyorsun
Ben ise cevizin içi ve özüyüm.
Fakat kırmak zahmetine katlanmıyorsun
İçini yesen, tadını alsan bunlarla meşgul olmayacaksın.


Mevlânâ

22 Temmuz 2012

Toki o kakeru shoujo

Mamiya Chiaki : “Mirai de matteiru” — "Gelecekte bekliyor olacağım”
Konno Makoto : “Sugu iku… Hashitte iku….” — “Hemen geleceğim, koşarak geleceğim…”

18 Temmuz 2012

Ally Kerr – The Sore Feet Song

Bu şarkı sadece bir bölümünü izlediğim Mushishi isimli animenin açılış şarkısı. Şarkı ve sözleri hoşuma gittiği için çevirdim fakat animenin başka bir bölümünü izlemediğim için bir tanıtım yapamayacağım. Fakat ilk bölüm fena değildi. Fragmana bakınca bile, o gizemli müzik eşliğindeki ilginç sahneleri görünce, insanın izleyesi geliyor değil mi? :)

17 Temmuz 2012

Şems Gitti…


Sevdiğin birini yitirince bir yanın onunla beraber kaybolur. Terk edilmiş hayaletli bir ev gibi buruk bir yalnızlığa esir olur, eksik kalırsın. İçinde bir sır gibi, giden sevgilinin yokluğunu taşırsın. Öyle bir yara ki üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin gene de canını yakar. Öyle bir yara ki iyileştiğinde bile kanar. Bir daha gülemeyeceğini, asla hafifleyemeyeceğini sanarsın. Karanlıkta el yordamıyla ilerler gibi akar hayat. Önünü göremeden, yönünü bilemeden, sadece şu anı kurtararak… Gönlünün kandili sönmüş, zifiri gecede kalmışsındır. Ama işte ancak böyle durumlarda, yani iki göz birden karanlıkta kalınca, bir üçüncü göz açılır insanda. Kapanmayan bir göz… Ve ancak o zaman anlarsın ki bu elem sonsuza dek sürmeyecek. Hazandan sonra başka mevsimler, bu çölden geçince nice vadiler gelecek; bu ayrılığın ardından da ebedi bir vuslat.

Aşk

Her hakiki aşk, umulmadık dönüşümlere yol açar. Aşk bir milâd demektir. Şayet “aşktan önce” ve “aşktan sonra” aynı insan olarak kalmışsak, yeterince sevmemişiz demektir. Birini seviyorsan onun için yapabileceğin en anlamlı şey değişmektir!
Elif Şafak – Aşk(sayfa:339)

12 Temmuz 2012

Sema

Şems
Konya, Haziran 1246

Bid’atmış… “Küfür bu müzik” diyorlar. Yapmayın efendiler! Aşk ile icra edilen bir sanat nasıl küfür olur? Demeleri o ki Allah bize müziği vermiş, hem de yalnız ağızla ya da sazla yapılan müzik değil kastım, tüm evreni kuşatan o canım ezgileri vermiş, sonra da tutmuş dinlemeyi yasak etmiş, öyle mi? Görmüyorlar mı bütün doğa her an her yerde O’nu zikrediyor? Bu kâinatta ne varsa aynı temel ahenkle hareket ediyor: Kalp atışımız, havadaki kuşun kanat çırpışı, fırtınalı bir gecede kapıları yumruklayan yel, dağ pınarının çağlayışı, nalburun demire vuruşu, henüz doğmamış bebeğin rahimde dinlediği sesler… Her şey, hem de her şey, muhteşem ve tek bir nağmeyle hemavaz. Dervişlerin dönerken duydukları musiki bu ilahi zincirin bir halkasıdır. Nasıl ki her su damlası içinde okyanusları taşır, bizim semamız da içinde kâinatın sırlarını taşır.

9 Temmuz 2012

Aşk Şeriatı

Şems
Konya, 12 Haziran 1245

Bunca korku, vehim ve yasak… Öyle insanlar var ki, her Ramazan sektirmeden oruç tutar, her bayramda günahlarının kefareti için kınalı koyun keser, hacca umreye gider, günde beş vakit alnı secdeye değer ama yüreğinde ne sevgiye yer vardır, ne merhamete. Bre adam, o zaman ne demeye uğraşır durursun ki? Aşksız inanç olur mu? Sevmeden ve sevilmeden, habire bir şeylere söylenip homurdanarak iman etmek mümkün mü? Aşk yoksa “ibadet” bir kuru kelimeden, yan yana gelmiş altı harften ibaret. Dışı kabuk, içi oyuk. İnsan aşkla ve aşkta iman etmeli; damarlarında gürül gürül hissederek Allah ve insan sevgisini!

7 Temmuz 2012

Mi - Sunset


Yuuhi ga kage wo hosoku nobashita
Kokoro wo fukaku someteiku
Kitto saigo no jikan dato
Namida koraeteta
Omoide nante itsumo kanashii sugiru bakari
Isso wasurete shimaitai yo
Nidoto aenai kimi no senaka to
Saigo no yuuhi mitsume tsuduketa
Günbatımı uzatıyor gölgemi incecik
Kalbimi derinden boyuyor renkleri
Kuşkusuz, bu, son ânımız olduğu için
Alıkoydum gözyaşlarımı
Nedense hep hüzünlü geçen anıları
Bir an önce unutmak istiyorum
Sürdürüyorum son günbatımını izlemeyi
Ve bir daha hiç göremeyeceğim sırtını
Itsumo itsumo yasashii sugitane
Ima wa ososugiru keredo
Hep, hep çok naziktin
Şimdi çok geç olsa bile...

6 Temmuz 2012

Corpse Bride (Ölü Gelin)


Yanan bir muma dokunduğumda acıyı hissedemem
Beni bir bıçakla kesseniz de bir şey olmaz
Ve biliyorum onun kalbi çarpıyor
Ve biliyorum ölü olduğumu
Yine de burada hissettiğim acının
Gerçek olmadığını söylemeyi deneyin bana
Ve hala dökecek bir gözyaşına sahibim anlaşılan

4 Temmuz 2012

Nefs Teskiyesi Kademeleri

Rumi
Konya, Aralık 1247

Bomboştu dünya. Koca sokaklar, bulutsuz sema ve bütün Konya. Tebrizli Şems yoluma çıkıp bana o soruyu sorduğunda her şey ve herkes kayboldu sanki, bir anlığına da olsa. Bir tek o ve ben kaldık bu şehirde: Soran ve cevaplayan.

“Söyle bana Bistâmî mi daha ileride yoksa Peygamber Efendimiz mi?” Bu soruyu elinin tersiyle itmek ya da geçiştirmek kolay. Hiddetlenip karşıdakini susturmak kolay. Zor olan ne sorulduğunu anlamaya çalışmak ve tabii bir de yanıtını bulmak.

Olmak istediğim yer, olmak zorunda olmadığım yer....

Olmak istediğim yer, olmak zorunda olmadığım yer....
olmak zorunda olmadığım yer....

İzleyiciler